Efsanesi
 

Divrîði Efsanesi :

Yeryüzünde bütün canlýlara hükmeden efsaneler padiþahý Süleyman Peygamber’in emrinde güçlü bir dev vardý. Adýna (Dev-i Riyk) derlerdi.

Bir gün, Süleyman bu devi yanýna çaðýrýr, Anadolu’nun denizden uzak, havasý, suyu güzel bir yerinde, sevgilisi Belkýs Sultan için muhteþem bir saray yapmasýný emreder. Dev-i Riyk , Süleyman’dan bu emri alýr almaz, Anadolu’ya gelir.

Bugünkü Divriði ilçesinin bulunduðu sulak, yeþillik bir yere konaklar. Yol yorgunluðunu çýkarabilmek için sýrtýný bir kayaya dayar, uyuya kalýr. Dev uykusu bu. Bir yýl, iki yýl, beþ yýl uyur. Süleyman Peygamber, Dev’inden bir haber alamayýnca, meraklanýr, Anadolu’ya adamlar salar. Gelenler bir de ne görsünler? Dev-i Riyk bir kayaya yaslanmýþ uyur. Durumu Süleyman’a iletirler. Süleyman, Dev’in, ceza olarak olduðu yerdeki kayaya baðlanmasýný emreder. Dev’i buraya baðlarlar. Dev burada telef olur gider. Bir süre sonra Sivas þehrinin beyi, burada bir þehir kurar. Þehir’e (Dev-i Riyk) derler. Bu ad söylene söylene Divriði olur.

‘Sivas’ýn tarihî güzel ilçelerinden biri olan Divriði þehrinin kuruluþ efsanesini, bizim tatlý dilli, hoþsohbet Evliya Çelebimiz, Seyahatname' sinde böyle anlatýr. Aslýnda Divriði adý eski kitaplarda geçen Divrik ’ten gelmedir. Bu adýnda tâ Hititler devrinden baþlayýp Bizans devrine dek söylenen (Tefrike) adýndan geldiði bilinen bir gerçektir.

Dîvriði, Selçuklulardan önce, Kalesi çok saðlam, oldukça tanýnan bir Anadolu kasabasý idi. Malazgirt Zaferi’nden sonra, Türk akýncýlarý, dik yamaçlý bir tepe üzerindeki Divriði kalesini, birkaç haftalýk bir kuþatmadan sonra fetheder, Emir Mengücek’e teslim ederler. Erzincan’da oturan Emir Mengücek ailesinin bir kolu Divriði’ye gelir, yerleþir. Þehir bundan sonra geliþir, cami, medrese, türbe gibi mimari eserler1e süslenir. Hele bir Ulu Camisi var ki dillere destan. Anadolu Selçuklu Devleti’ne baðlý Mengücek’ lerin Emiri ve onlarýn soyundan Ahmed Þah’ýn 1229 yýlýnda yaptýrdýðý bu caminin 25 kubbesi var. Mihrabýndan minberine, kubbelerinden kapýlarýna kadar her yönü sanatlý, göz kamaþtýran bir Türk mimarî þaheseri. Bitiþiðinde bir de (Dar’üþ-þifa)sý var ki, Anadolu’nun ilk týp fakültesi sayýlýr. Evet, 750 yýl önce Anadolu’da doktorlar yetiþtiren, hastalarý tedavi eden bir týp fakültesi. Bir de öyküsü var çok ilginç onu anlatalým:

Dar’üþ-Þifâ Efsanesi

  Söylentilere göre, Mengücekoð1u Ahmed Þah’ýn genç ve güzel karýsý Turan Melike Hatun çaresiz bir derde düþer. Yurdun her yerine haber ulaþtýðý halde hiçbir doktor hastalýðýna çare bulamaz. Melike Hatun günden güne sararýp solmada, eriyip gitmektedir. Bir gün rüyasýnda ak sakallý, nur yüzlü bir ‘Pir” görünür. Melike Hatun’ u, gülümseyerek: ‘Üzülme evladým her gecenin bir sabahý, her derdin bir dermaný vardýr. Dert veren Tanrý çaresini de verir. Divriði’ye gel; beni orada bul!” der. Heyecanla uyanan Melike Hatun, rüyasýný hemen kocasýna anlatýr. Bunda bir hikmet vardýr diyerek, ertesi gün, atlarýna biner, sessiz sedasýz Divriði yoluna düþerler. Þehre girerken, þehrin dýþýnda küçük bir 

kulübe görür, oraya yollanýrlar. Melike Hatun bir de ne görsün, rüyasýnda gördüðü yaþlý adam, bir taþ havanda, çeþitli otlarý dövüp durmakta. Bir kenara oturup seyrederler. Yaþlý adam, az sonra dövdüðü otlardan bir tutam alýr, bir bardak suyla karýþtýrarak Melike Hatun’ a içirir. Melike Hatun, ilacý içtikten sonra yüreðinde bir ferahlýk duyar. Birkaç hafta Divriði’de kalýrlar. Bu süre içinde yaþlý adam Melike’ yi tedavi eder, sapasað1am ayaða kaldýrýr.

Bu olaydan sonra Ahmed Þah, Divriði’de bir Ulu Cami, Melike Hatun da bitiþiðinde bir (Dar’üþ-Þifa) yaptýrýr, herkes görsün, derdine derman bulsun diye. Yaþlý doktorun ilaç yaptýðý otlarýn resimlerini bu külliyenin taç kapýsýna iþletir. Gerçekten bugün, Ulu Cami’ nin taþ iþleme büyük kapýsýnýn yüzeyinde kabartma çiçek ve meyve resimleri, çeþitli bitki motifleri görülür. Motifler, Selçuklu Sanatý’nýn bilinen süsleme elemanlarýdýr.

  Neyse biz gelelim tekrar Divriði’ye; Selçuklular’ dan sonra þehir, bir süre Memlüklularýn elinde kalýr. Sivas Sultaný, þair Kadý Burhaneddin þehri tekrar alarak idaresine bað1ar; Onun ölümünden sonra Sultan Yavuz Selim, Ýran seferinden dönüþte Divriði’de bir süre konaklar. Divriði’nin o devirde nüfusunun- elli bine u1aþtýðýný söylerler.

Cumhuriyet, tüm ülkeyi olduðu gibi, Divriði’nin de kaderini deðiþtirir; önce demiryoluna kavuþturur. Bu onun sosyal ve ekonomik yaþantýsýna bir canlýlýk getirir. Daha sonra, 5 kilometre kuzeybatýsýndaki dað1arda bulunan demir madeni yataklarý iþletilir. Yýlda 1 milyon ton demir cevheri çýkarýlýr ve Karabük’e gönderilir buradan...

Doðu Anadolu’nun efsane ve destanlar yurdu, tarihi Divriði’den söz açýldý mý, sözün sonu gelmez. Aþktan yana, sazdan-sözden yana Divriði bir folklor hazinesidir. Þairimiz seslenir:

Doyum olmaz bu yeþile,
Divriði’den kuþ bakýþý
Ses olmuþ dökülmüþ tele
O ses...
Suyun çaltýya akýþý.

Yar yoluna düþtüm yaya,
Dayanýlmaz bu sevdaya,
Divriði’de ateþ var ya
Ýþte o...
Güzelin yürek yakýþý.

 

Efsane, Destan ve Öykülerle....
Anadolu Kentleri
Mehmet ÖNDER

 
 

MKPortal C1.2 rc1 ©2003-2008 mkportal.it
Bu safya 0.10183 saniyede 23 sorguyla oluþturuldu
süper board